Neden Siyaset - Ali Fatinoğlu | DSP Bakırköy Belediyesi Başkan Adayı
Bulunduğunuz Sayfa: Ana Sayfa » Neden Siyaset

Neden Siyaset

NEDEN SİYASETE GİRDİM

Siyaset, sosyal devletlerin olmazsa olmazı ve yaşamın bir parçasıdır. İyi yetişip iş dünyasında belirli bir noktaya gelenler hayatları boyunca biriktirdikleri deneyimleri halkın hizmetine sunmak zorundadırlar. Hele siyaset size bir aile mirası olarak kaldıysa bu daha önemlidir. Babam Abidin Nesimi idealist biriydi. Dergi çıkararak kitap yazarak halkını bilinçlendirmek için çok çabaladı. (Nazım Hikmet Ran, Kemal Tahir arkadaşlarıdır. 13 kitabı vardır.) Hayatını doğru bildiği yolda harcadı. Demokrasiye çok inanan biriydi. Türkiye’nin çalkantılı yıllarında siyasi yazıları yüzünden defalarca mahkemelere gittiği ve hapis de yattığı için çocuklarının siyasete erken girmesini arzu etmemişti. Biz iyi eğitim alalım, okuyalım, iş, inanç ve itbar sahibi olalım diye çok uğraştı. Ancak siyaset benim için kaçınılmazdı. Aile büyüklerimize verdiğim söz üzerine eğitim ve iş hayatımda başarılı olup siyaset yapmaya karar verdim.

İŞ DÜNYASINDAN ÇIKARDIĞIM DERS

1998 yılına kadar siyasete girmeyi hiç düşünmedim. Ancak başımdan geçen bir olay belirleyici oldu. İngiltere’den hammadde aldığımız firma aradı, Önemli bir Avrupalı sanayicinin bizimle tanışmak istediğini söyledi.Misafirimiz geldi.Firmanın sahibi ürün ve firma tanıtım katalogunu verdi. Fabrikanın bir fotoğrafını gördük ki… Müthiş bir alan, müthiş bir fabrika… Sohbet sırasında “Ne üretiyorsun, ne yapıyorsun?” sorularından sonra, ”Aynı zamanda ben belediye başkanıyım.”dedi. Bizim o dakikaya kadar sanayici olarak hayranlıkla baktığımız kişi politikacı çıkmıştı. Bir dünya devi sanayicinin belediye başkanı olması bize ilginç gelmişti.Masada gülüşmeler oldu. Misafirimiz ısrarla niçin güldüğümüzü sordu. Bir an ne söyleyeceğimizi şaşırdık. ”Sizin geçmişten gelen büyük bir firmanın sahibi olduğunuzu biliyoruz, o yüzden belediye başkanlığıyla işadamlığını zihnimizde bir araya getiremedik.” diyerek misafirimize cevap verdik. Bizim bu cevabımıza çok şaşırdı ve bana dönüp: “Sen çok akıllı bir adamsın, dünya pazarlarında firmanızın adı ve senin adın çok duyuluyor. Bu yüzden seninle tanışmak istedim, sen de benim yolumdan yürü!” dedi.

ETRAFINA YARARIN YOKSA, PARAN OLMUŞ, ZENGİN OLMUŞSUN KİME NE…

Önerilerini sıraladı: “Ama bir şeyi düşün.” dedi ve devam etti: “şimdi daha çok gençsin, bugün şu kadar servetin var, gelecekte de servetin artacak. Peki, bu yaptığın çalışmaların sadece çocuklarına bırakacağın serveti artırmak olduğunun farkında mısın?” diyerek sözünü bitirdi. Şaşırdım. Olaylara bu pencereden hiç bakmamıştım. İşin özünde, ölen, diğer tarafa bir şey götürmüyor.Misafirimiz konuşmaya devam etti ve bana: “mademki bu kadar büyük iş sahibisin, iyi eğitim almışsın; peki yaşadığın yere ne yararın var? Gezip gördüğün ülkelerde hayran olduğun, gördüğün iyi şeyleri ülkene, doğup yaşadığın yere getirmek istemez misin?” dedi.

SORUMLULUK VE DOĞRU İŞLER YAPMAK

Misafirimiz birçok ülke gezdiğini, eğitimli olduğunu ve işyerlerinin de olduğu kendi bölgesindeki bir yerde belediye başkanlığı yaptığını belirtti.” Bize: “ Kültürel alanda, yapısal alanda ve sportif alanlarda halkıma yararım var. Sen şimdi otur, bunları düşün.” dedi. Onu dikkatli bir şekilde dinledim, sonra ona son derece haklı olduğunu belirttim. Ve bütün gece bu konuyu düşündüm.

BAKIRKÖYLÜYÜM

Ataköy’de büyüdüm, dördüncü kısımdan sonrası yoktu. Ayrıca mahalle takımının da kaptanıydım. Biz bütün mahalle olarak aynı okula gidiyorduk. Mahallede ki herkes arkadaştı. Haftada 3 gün antrenman yapıyorduk. Mahalle büyüklerimiz bizim antrenörlüğümüzü yapıyordu. B takımında oynuyordum, C takımına da antrenörlük yapıyordum. Yani, biz abi kardeş gibiydik. Hafta sonları mahalle maçları yapardık. Yazın kendi aramızda olimpiyatlar düzenler: atletizm, bisiklet, basketbol vb. mahalleler arası karşılaşmalar yapardık. Büyük yaş grubumdaki Ataköy Küllüm ve Yücespor takımı benim idealimdeki takımlardı. Biz sürekli birlik ve beraberlik içersindeydik, beraber spor yapardık, beraber denize giderdik. Yazlığa gidemeyen arkadaş grubu olarak topluca Ataköy plajına giderdik. O zamanlar plaja giriş altı liraydı. Biz bir bilet alır plaja 6 kişi girerdik. Böyle bir arkadaş grubuyduk. .O yıllardaki Bakırköy Halkevinin benim hayatımda büyük bir yeri vardır. Masa tenisini orada öğrendim. Tiyatro ve kitap okuma sevgisini orada aldım. Eski halkevini özlüyorum. Yazlık sinemalarımız vardı, rahmetli annemle sinemalara giderdik. Dördüncü kısımda o zamanlar her türlü meyve ağacı bulunmaktaydı. Biz dut ağaçlarında büyüdük. Ataköy’de erik, ceviz, elma, incir, böğürtlen… vardı. Bunları dallarından kopararak yiyorduk.

©Copyright 2019. Ali Fatinoğlu DSP Bakırköy Belediye Başkan Adayı

Scroll to top